Whatsapp

Geçirilmiş bir ameliyat, beklenmedik bir kaza ya da geçmişin izlerini taşıyan jilet (faça) ve yanık izleri... Nedeni ne olursa olsun, cildimizdeki skarlar sadece estetik bir kaygı değil, bazen sosyal hayatta da taşınması zor yükler haline gelebilir. Günümüzde lazerle yara izi tedavisi seçenekleri arasında en çok öne çıkan Fraksiyonel CO2 teknolojileri, bu izleri tamamen silip yok etmek tıbben mümkün olmasa da cildinizi eski sağlığına ve pürüzsüzlüğüne en yakın forma kavuşturmayı hedefler. Ankara Çankaya’daki muayenehanesinde hastalarını ağırlayan Op. Dr. Gözde Erten, lazerle yara izi silme, jilet (faça) izi ve dikiş izi sildirme süreçlerini tamamen kişiye özel, dokunun derinliğine ve yapısına göre planlamaktadır.

Lazerle Yara İzi Tedavisi Ankara, Lazerle Ameliyat, Dikiş, Jilet (Faça), Yanık İzi Silme ve Fiyatları | Op. Dr. Gözde Erten

Yara izi (skar) nedir ve neden oluşur?

Cildimiz yaralandığında vücudumuzun bu hasarı onarmak için kullandığı yama dokusuna yara izi (skar) denir. Ancak bu yama, orijinal cildimiz gibi mükemmel değildir; normal deriye göre daha az esnektir, üzerinde kıl çıkmaz, terlemez ve içinde sinir uçları bulunmaz.

Vücudumuz yarayı iyileştirirken aslında üç aşamalı bir süreci yürütür:

  • Temizlik ve koruma (Enflamatuar evre): Yaralanan bölge temizlenir ve vücut burayı koruma altına alır.
  • Onarım (Proliferatif evre): Yarayı kapatmak için yeni dokular üretilir.
  • Yeniden yapılanma (Remodeling): Oluşan doku zamanla olgunlaşır ve sağlamlaşır.

Peki, neden yara izi kalır? Vücudumuzun tek bir derdi vardır; yarayı bir an önce kapatmak. Bu acele içinde, normal derimizdeki gibi düzenli ve sıralı bir yapı kurmak yerine, kolajen adı verilen yapı taşlarını rastgele ve düzensiz bir yığın halinde oraya yerleştirir.

Eğer bu iyileşme süreci ilk aşamalarda takılıp kalırsa, o bölgedeki küçük kan damarları kaybolmaz ve iz kırmızı görünmeye devam eder. Ayrıca, vücudun onarım komutu veren bazı sinyalleri (TGF-β gibi) aşırı çalışırsa, gereğinden fazla kolajen üretilir. Bu durum, yara izinin cildin üzerinde kabarık, sert ve belirgin bir hâl almasına neden olur; buna da hipertrofik skar veya keloid adı verilir.

Lazerle yara izi silme ve tedavisi nasıl yapılır?

Lazerle yara izi silme ve tedavisi, seçici fototermoliz (selektif fototermoliz) prensibine dayanır; yani lazer ışığı yara dokusundaki su, hemoglobin veya melanin gibi belirli hedeflere odaklanarak çevre dokuya zarar vermeden hasarlı alanı onarır.

  • Lazer ışınları yara dokusu tarafından emildiğinde, vücudu daha önceki hatalı iyileşmeyi değiştirmesi ve dokuyu yeniden organize etmesi için teşvik eder. Bu tedavi yöntemi, yaranın kızarıklığını azaltmak, dokusunu yumuşatmak ve sertleşmiş bağ dokusunu parçalayarak cildin daha normal bir görünüme kavuşmasını sağlamak amacıyla kullanılır.
  • Lazerler, yara izlerini tamamen yok etmese de skar dokusunun fonksiyonelliğini, esnekliğini ve estetik görünümünü önemli ölçüde iyileştirebilir.
  • Tedavi protokolleri genellikle yara izinin türüne, yaşına ve hastanın cilt tipine göre belirlenen birkaç seansı kapsar.

Fraksiyonel karbondioksit (CO2) lazer yöntemi

Fraksiyonel CO2 lazer, 10.600 nm dalga boyu ile dokudaki suyu hedef alan ve yara izi tedavisinde oldukça güçlü sonuçlar veren bir sistemdir.

Bu yöntemin temel işleyişi, lazer ışığının cildin tüm yüzeyine tek bir blok halinde değil, binlerce mikroskobik sütuna bölünerek iletilmesine dayanır. "Mikrotermal zonlar" adı verilen bu dikey sütunlar boyunca doku kontrollü bir şekilde buharlaştırılırken, bu sütunların arasında kalan sağlam cilt alanları iyileşmeyi hızlandıran birer hücre deposu görevi görür.

Özellikle derin, kabarık (hipertrofik) yara izleri ve eklem hareketlerini kısıtlayan kontraktürlerin tedavisinde en etkili yöntemlerden biridir.

  • Lazer enerjisi skar dokusuna nüfuz ettiğinde, düzensiz istiflenmiş kolajen liflerini parçalar ve vücudu bu alanı daha sağlıklı, esnek bir kolajen yapısıyla yeniden inşa etmesi için uyarır.
  • Bu süreç sadece yara izinin görünümünü düzeltmekle kalmaz; aynı zamanda ağrı, kaşıntı ve gerginlik gibi hastanın yaşam kalitesini düşüren semptomları da önemli ölçüde azaltır.
  • Tedavi protokolü genellikle yaranın şiddetine bağlı olarak 4 ila 12 hafta aralıklarla yapılan ortalama 3-12 seansı kapsar. Fraksiyonel sistemler, geleneksel CO2 lazerlere göre daha derinlere inebilirken, cildin kendini onarma kapasitesini artırarak iyileşme süresini kısaltır ve enfeksiyon riskini minimize eder.
  • İşlem sonrasında geçici olarak kızarıklık, şişlik ve ince kabuklanmalar görülebilir; bu dönemde cildi nemli tutmak ve güneşten titizlikle korumak tedavinin başarısı için önemlidir.

Er:YAG ve nonablatif lazer sistemleri

Er:YAG lazer (2940 nm), suya olan çok yüksek afinitesi sayesinde cilt yüzeyini çok ince tabakalar halinde, çevre dokuya minimum ısı hasarı vererek soyma özelliğine sahiptir. CO2 lazere göre daha sığ bir penetrasyon derinliğine sahip olan Er:YAG, özellikle yüzeysel yara izlerinin şekillendirilmesinde ve termal hasarın istenmediği durumlarda tercih edilir.

  • Nonablatif fraksiyonel lazerler (1540 veya 1550 nm gibi) ise, cildin en üst tabakasına zarar vermeden alt tabakalarda (dermis) ısı hasarı yaratarak yeni kolajen üretimini tetikler.
  • Bu sistemler cildi soymadığı için iyileşme süresi oldukça kısadır ve enfeksiyon riski daha düşüktür.
  • Nonablatif lazerler, genellikle hafif ila orta dereceli doku düzensizliklerinde ve koyu tenli hastalarda daha güvenli bir profil sunduğu için tercih edilmektedir.
  • Her iki sistem de olgunlaşmış yara izlerinin dokusunu iyileştirmek ve cildin esnekliğini artırmak için etkili seçenekler sunar.

CO2 mi Er:YAG mı?

Karar vermenize yardımcı olması için bu iki popüler lazer türünü karşılaştırdık. Her ikisi de fraksiyonel teknolojiyi kullanır (yani cildin sadece belirli noktalarına mikro hasar vererek hızlı iyileşme sağlar), ancak güçleri ve kullanım alanları farklıdır.

Özellik Fraksiyonel CO2 Lazer Fraksiyonel Er:YAG Lazer
Etki Gücü Çok Yüksek. Cilt yenilemede önceliklidir. Orta-Yüksek. CO2'ye göre daha nazik bir soyma işlemi yapar.
En İyi Olduğu Alanlar Derin kırışıklıklar, belirgin akne izleri, sarkmalar, güneş lekeleri. Orta dereceli kırışıklıklar, sivilce izleri, cilt lekeleri, genel cilt yenileme.
İyileşme Süresi Daha Uzun. Kızarıklık ve kabuklanma 7-10 gün sürebilir. Sosyal hayattan uzak kalma süresi daha fazladır. Daha Kısa. Kızarıklık 1-3 günde, kabuklanma ise yaklaşık 4 günde geçer. Sosyal hayata dönüş daha hızlıdır.
Acı Hissi Genellikle anestezik krem gerekir. İşlem sırasında daha fazla ısı hissedilebilir. Daha az ağrılıdır. Genellikle sadece topikal anestezik krem yeterlidir.

Cildinizde çok ciddi izler ve derin kırışıklıklar varsa CO2 daha etkilidir ancak daha uzun iyileşme süreci gerektirir. Daha hafif sorunlarınız varsa veya iyileşme süresini kısa tutmak istiyorsanız Er:YAG daha uygun olabilir.

Lazerle skar izi tedavisi hangi iz tiplerinde etkilidir?

Lazer teknolojisi günümüzde hipertrofik skarlar, keloidler, atrofik skarlar ve akne izleri dahil olmak üzere çok çeşitli yara izi tiplerinin tedavisinde birinci basamak yöntemlerden biri haline gelmiştir. Skar dokusunun rengini, kalınlığını, dokusunu ve esnekliğini iyileştirerek hem estetik görünümü düzeltir hem de kaşıntı ve ağrı gibi fiziksel şikayetleri azaltır. Tedavinin başarısı yaranın türüne, yaşına ve hastanın cilt yapısına bağlı olarak değişse de modern lazer sistemleri yara izinin normal cilt dokusuna daha yakın bir yapıya kavuşmasını sağlar. Özellikle fraksiyonel karbondioksit (CO2) lazerler kalın dokuları inceltmede, pulsed dye lazerler (PDL) ise izlerdeki kızarıklığı gidermede önemlidir.

Lazerle ameliyat izi silme ve tedavisi

Lazer uygulamaları, cerrahi işlemler sonrasında oluşan hem taze hem de yıllanmış ameliyat izlerinin tedavisinde oldukça etkilidir. Ameliyat sonrası erken dönemde müdahale edilerek yara izinin kabarması (hipertrofik skar) önlenebildiği gibi, mevcut ameliyat izlerinin belirginliği fraksiyonel sistemlerle önemli ölçüde azaltılabilir. Halk arasında lazerle ameliyat izi sildirme olarak da bilinen bu prosedür sayesinde; tiroid ameliyatı veya meme estetiği gibi işlemlerden sonra kalan çizgisel izlerin rengi açılır ve doku sertliği yumuşatılır. Tedavi süreci, cerrahi dikişlerin alınmasından hemen sonra başlayabileceği gibi, skar dokusunun olgunlaştığı aylar sonra da planlanabilir.

Lazerle dikiş izi tedavisi

Dikiş izlerinin tedavisinde erken müdahale, yara iyileşmesi sürecini olumlu yönde etkileyen kritik bir paradigma değişikliği yaratmıştır. Hastalarımız kliniğimize genellikle lazerle dikiş izi silme beklentisiyle başvursa da tıbbi olarak amacımız hatalı doku iyileşmesini (anormal skar oluşumunu) engellemek ve izi neredeyse fark edilmeyecek seviyeye getirmektir. Dikişlerin alındığı erken dönemde yapılan seanslar, izlerin ciltle tamamen bütünleşmesini sağlar.

Yapılan çalışmalar, dikişlerin alındığı gün veya dikiş alımından sonraki ilk bir ay içinde yapılan lazer seanslarının, hatalı doku iyileşmesini (anormal skar oluşumunu) engellemede çok başarılı olduğunu göstermektedir. Lazer ışınları, dikiş hattındaki damarlanmayı kontrol altına alarak izlerin daha az belirgin, daha düz ve ciltle daha uyumlu olmasını sağlar. Bu sayede hastaların operasyon sonrasında estetik kaygı yaşamadan iyileşme süreci tamamlanabilir.

Lazerle jilet (faça) izi silme ve tedavisi

Jilet veya benzeri kesici aletlerle oluşan (faça) yara izleri, genellikle cildin dokusunda belirgin değişikliklere ve renk farklarına yol açan travmatik skarlardır. Bu tip izlerin tedavisinde nonablatif fraksiyonel lazer (1565 nm) gibi sistemler, cildin üst tabakasına zarar vermeden alt tabakalarda yenilenme sağlayarak izlerin görünümünü yumuşatır.

Lazerle jilet (faça) izi silme tedavisi, kesi yerlerindeki sertleşmiş bağ dokusunu parçalayarak cildin tekstürünü (dokusunu) ve pürüzsüzlüğünü artırır. Tamamen silinerek yok olmaları her zaman mümkün olmasa da bu izlerin çevresindeki sağlıklı ciltle daha fazla bütünleşmesi sağlanarak sosyal hayattaki damgalanma hissi azaltılabilir.

Lazerle yanık izi tedavisi

Yanık izleri, dokuda yarattığı sertleşme (kontraktür), kaşıntı ve fonksiyonel kısıtlılık nedeniyle tedavisi en zor skar tiplerinden biridir. Fraksiyonel CO2 lazerler, yanık dokusunda mikroskobik tüneller açarak sertleşmiş dokunun esnekliğini artırır ve özellikle eklem yerlerindeki hareket kısıtlılığını çözer.

Ayrıca bu lazerler yanıklarda sık görülen şiddetli kaşıntı ve ağrı hissini de önemli ölçüde hafifletir. Yanık izlerinde oluşan kızarıklıklar için damar hedefli lazerler kullanılırken, doku kalınlığı ve pütürlü görünüm için ablatif fraksiyonel sistemler önemli sonuçlar sunmaktadır.

Ankara'da lazerle yara izi tedavisi süreci

Ankara'da yara izi (skar) tedavisi arayışında olan hastalar için süreç, cerrahi uzmanlık ile ileri lazer teknolojisinin birleştiği titiz bir yolculuğu kapsar. Op. Dr. Gözde Erten, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki ihtisası ve GATA’daki mikrocerrahi eğitimiyle pekişen cerrahi tecrübesini, muayenehanesindeki modern lazer sistemleriyle birleştirerek bütüncül bir estetik anlayışı sunmaktadır.

Ankara'daki klinik şartlarında gerçekleşen lazerle yara izi tedavisi süreci:

Dr. Gözde Erten ve bütüncül lazer yaklaşımı

  • Gözde Erten’in yaklaşımının temelinde, her hastanın benzersiz olduğu ve tedavinin kişiye özel planlanması gerektiği ilkesi yatar. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan ve Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi'ne sahip olan Dr. Erten, yara izi tedavilerinde sadece estetik görünümü değil, dokunun fonksiyonelliğini de ön planda tutar.
  • Bilimsel ve etik sınırlar içinde, "doğallık ve minimalizm" felsefesiyle hareket ederek, agresif müdahaleler yerine minimal invaziv lazer yöntemleriyle etkili ve kalıcı sonuçlar elde etmeyi hedefler.
  • Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden uzman, muayenehanesinde yüksek hijyen standartlarında hizmet vermektedir.

Lazerle yara izi tedavisi süreci

  • Tedavi süreci, yaranın türüne, yaşına ve hastanın beklentilerine göre şekillenen bir yol haritasıyla başlar. Lazer teknolojisi, "selektif fototermoliz" prensibiyle çalışarak lazer ışığının sadece hedef skar dokusuna odaklanmasını ve sağlıklı çevre dokunun korunmasını sağlar.
  • Bu süreçte Dr. Erten, skar dokusunun rengini, kalınlığını ve esnekliğini iyileştirmek için farklı lazer sistemlerini tek başına veya kombinasyon halinde kullanabilir.

İlk muayene ve kişiye özel yol haritası

Sürecin en kritik aşaması, lazer öncesi değerlendirmenin detaylı bir şekilde yapılmasıdır. Bu aşamada Dr. Erten, izin hipertrofik (kabarık), atrofik (çökük) veya keloid yapıda olup olmadığını belirler. İzin rengi, sertliği ve hastanın şikayetleri (ağrı, kaşıntı vb.) analiz edilerek, olabilecek en acısız ve iyi sonuç verecek yol haritası çizilir. Tedavinin zamanlaması da burada netleşir; bazı durumlarda dikiş alımından hemen sonra başlayan erken müdahale, patolojik iz oluşumunu önlemede devrim niteliğinde sonuçlar verebilmektedir.

Teknoloji ve uzmanlık: Kullanılan lazer sistemleri

Dr. Erten’in klinik uygulamalarında, yara izinin karakterine göre şu sistemler öne çıkar:

  • Fraksiyonel CO2 lazer: Kalın, kabarık ve hareket kısıtlılığına neden olan sert izlerde (kontraktürler) dokunun yumuşatılması ve yeniden şekillenmesi için kullanılır.
  • Vasküler lazerler (PDL vb.): Özellikle yeni oluşmuş, kırmızı veya mor renkli aktif yara izlerinde kanlanmayı azaltarak kızarıklığı gidermek ve iyileşmeyi normalize etmek amacıyla tercih edilir.
  • Kombinasyon tedavileri: Dr. Erten, karmaşık travmatik izlerde en iyi sonucu alabilmek için farklı dalga boylarını aynı seansta kullanabilir. Örneğin, izin kızarıklığı için vasküler bir lazer, doku düzensizliği için fraksiyonel bir sistem birleştirilebilir.

İyileşme ve sonrası bakım

  • İşlemler genellikle lokal anestezi altında, hastanın konforu gözetilerek yapılır; hastalar çoğu zaman ertesi gün normal hayatına dönebilir.
  • Tedavi sonrası süreçte Dr. Erten ve ekibi hastayı yakından takip eder.
  • Seanslar, izin şiddetine göre genellikle 4-8 hafta aralıklarla tekrarlanır.

Lazerle iz tedavisi sonrası nelere dikkat edilmeli?

Lazerle yara izi tedavisi sonrası süreç, işlemin başarısını korumak ve olası yan etkileri en aza indirmek için en az tedavinin kendisi kadar kritiktir. Uygulama sonrasında cildin kendini yenileme aşamasında dikkat etmeniz gereken temel noktalar şunlardır:

Güneşten korunma ve cilt bakımı

  • Güneş koruması: Tedavi edilen bölgeyi en az 3 ay boyunca doğrudan güneş ışığından korumalısınız. Dışarı çıkarken mutlaka en az 50+ faktörlü (SPF 50+) güneş koruyucu kullanmalı; titanyum oksit veya çinko oksit içeren kremlerin daha yüksek koruma sağladığı unutulmamalıdır. Ayrıca geniş kenarlı şapka ve uzun kollu kıyafetler gibi fiziksel koruyucular tercih edilmelidir.
  • Nemlendirme: Cildin üst tabakası (epitel) tamamen iyileşene kadar doktorunuzun önerdiği vazelin (petrolatum) veya parafin bazlı nemlendiricileri günde en az 3-4 kez uygulamalısınız. Bu, cildin kurumasını önleyerek iyileşmeyi hızlandırır.
  • Temizlik: İşlemden 1-2 gün sonra ılık su ve yumuşak bir sabunla banyo yapılabilir; ancak cildi tahriş edebilecek çok sıcak sudan kaçınılmalıdır. Yüz bölgesi tedavi edildiyse, günde iki kez nazikçe temizlenmelidir.

İyileşme sürecinde konforun sağlanması

  • Şişlik ve sıcaklık hissi: Uygulama sonrası güneş yanığı benzeri bir sıcaklık hissi ve ödem normaldir. Rahatlamak için soğuk kompresler (buz paketleri veya havluya sarılmış buz) uygulanabilir; ancak buzun doğrudan cilde temasından kaçınılmalıdır. Yüz uygulamalarında, şişliği azaltmak için çift yastıkla baş yukarıda uyunması önerilir.
  • Kabuklanma ve kaşıntı: İyileşme sırasında oluşan kabuklar asla koparılmamalı veya soyulmamalıdır; bu durum yeni izlerin oluşmasına neden olabilir. Kaşıntı şikâyeti için doktorunuza danışarak antihistaminik ilaçlar kullanabilirsiniz.
  • Ağrı yönetimi: Hafif konforsuzluk durumunda parasetamol veya ibuprofen gibi basit ağrı kesiciler kullanılabilir, ancak aspirin kullanımından kaçınılmalıdır.

Aktiviteler ve hijyen

  • Günlük hayat: Çoğu hasta işlemden sonraki gün işe veya okula dönebilir. Spor ve diğer fiziksel aktivitelere ise vücudun toleransına göre kademeli olarak başlanabilir.
  • Su teması: Derinin kapanması (Re-epitelizasyon) tamamlanana kadar (yaklaşık 2-3 gün) havuz, deniz, jakuzi veya göl gibi durgun sulara girilmemelidir.

Ne zaman doktora başvurulmalı?

  • Eğer tedavi bölgesinde 38.5 derece üzeri ateş, durmayan irin veya akıntı, kötü koku, aşırı şişlik veya artan kızarıklık gibi enfeksiyon belirtileri gözlemlerseniz, vakit kaybetmeden uzman hekiminize başvurmanız gerekir.
  • Özellikle yüz bölgesindeki uygulamalarda uçuk (herpes) öyküsü olan hastalar, virüsün reaktive olma riskine karşı doktorlarının önerdiği antiviral ilaçları aksatmamalıdır.

Ankara’da lazerle yara izi tedavisi fiyatları

Fiyatlandırmayı etkileyen temel faktörler

  • Yara izinin türü ve şiddeti: İzin hipertrofik, atrofik veya keloid olması kullanılacak lazer tipini (CO2, Er:YAG, PDL vb.) ve dolayısıyla maliyeti değiştirir.
  • Seans sayısı: Tedavi süreci izin derinliğine ve hastanın beklentisine göre genellikle 3 ile 12 seans arasında sürebilir; seans sayısı arttıkça toplam maliyet değişmektedir.
  • Uygulama alanının genişliği: Tedavi edilecek bölgenin santimetrekare cinsinden büyüklüğü fiyatlandırmada temel bir kriterdir.
  • Kombinasyon tedaviler: En iyi sonuç için bazen birden fazla lazer sisteminin (örneğin kızarıklık için vasküler lazer, doku düzeltme için fraksiyonel lazer) aynı anda kullanılması gerekebilir.
  • Ek uygulamalar: Lazerle birlikte uygulanabilen steroid enjeksiyonları veya ilaç iletimi (LADD) gibi ek prosedürler toplam ücrete yansıyabilir.

Ankara’da lazerle yara izi sildirme (ameliyat, dikiş, jilet (faça), yanık izi silme tedavisi) fiyatları, detaylı muayene ve cilt analizi sonrası verilebilmektedir. Op. Dr. Gözde Erten ile kişiye özel tedavi planı oluşturmak için bizimle doğrudan iletişime geçin.

Lazerle Yara İzi Tedavisi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Hayır, tıbbi olarak hiçbir lazer sistemi bir yara, ameliyat veya faça izini %100 silerek cildi hiç hasar görmemiş orijinal haline döndüremez. Lazer teknolojisi, yara izlerinin (skarların) tedavisinde devrim niteliğinde bir adım olsa da bir izi tamamen yok ederek cildi yaralanma öncesindeki "hiç hasar görmemiş" haline döndüreceğini söylemek tıbbi olarak gerçekçi olmayabilir. Ancak lazerler, izin fonksiyonelliğini, esnekliğini, rengini ve dokusunu normal cilt dokusuna yaklaştırarak belirginliğini ciddi oranda azaltır. Tedavinin başarısı; izin türüne, yaşına ve hastanın cilt yapısına göre değişkenlik gösterir.

Lazer uygulamaları, vücudun hatalı iyileşme sürecini "yeniden modelleyerek" skar dokusunu daha yumuşak, daha düz ve daha az fark edilir bir yapıya dönüştürür. Özetle lazer, izleri tamamen silmese de yaşam kalitesini ve estetik görünümü en üst düzeye çıkaran birinci basamak ve en etkili yöntemlerden biridir.

Eski ve rengi beyaza dönmüş (hipopigmentli) dikiş izleri, cildin alt katmanlarındaki melanin (renk maddesi) kaybından kaynaklanır ve tedavisi en zor skar türlerinden biri olarak kabul edilir. Buna rağmen, modern fraksiyonel lazer sistemleri (AFL ve NAFL), bu tip izler için birinci basamak tedavi seçeneği olarak önerilmektedir.

Lazer ışınları, skar dokusunda mikroskobik kanallar açarak çevredeki sağlam dokulardan normal melanosit göçünü teşvik eder ve doku renginin zamanla eşitlenmesine yardımcı olur. Ayrıca lazer sonrasında uygulanan bazı özel ilaçların (prostaglandin analogları gibi) cilt altına iletilmesi, beyazlamış izlerin tekrar renklenmesi (repigmentasyon) sürecini destekleyebilir.

Travmatik kesiler veya jilet (faça) izleri gibi durumlar genellikle cildin pürüzsüzlüğünü bozan doku düzensizlikleridir. Bu tip izlerin tedavisinde seans sayısı, izin derinliğine, genişliğine ve hastanın hedeflenen iyileşme beklentisine göre belirlenir.

  • Genel bir kural olarak, fraksiyonel lazer seansları genellikle ayda bir kez tekrarlanır ve dokunun durumuna göre 3 ila 12 seans arasında sürebilir.
  • Hafif izlerde 3-5 seanslık kürler belirgin düzelme sağlarken, daha derin ve sertleşmiş izlerde dokunun esnekliğini geri kazanması için daha uzun bir süreç planlanması gerekebilir.

Lazer tedavisi için teknik olarak bir mevsim kısıtlaması olmasa da işlem sonrası sürecin başarısı için en kritik faktör güneşten korunmadır. Tedavi edilen bölgenin uygulamadan en az 6 hafta öncesinden ve 3 ay sonrasına kadar doğrudan güneş ışığına maruz kalmaması, lekelenme (hiperpigmentasyon) riskini önlemek için şarttır. Bu nedenle, hastaların güneş koruyucu kullanımına ve fiziksel korunmaya daha kolay uyum sağlayabildiği sonbahar ve kış ayları işlem için genellikle en uygun dönemler olarak değerlendirilir. Yaz aylarında yapılacak işlemler için ise bölgenin kıyafetlerle veya çok yüksek koruma faktörlü kremlerle tam olarak örtülmesi zorunludur.

Yara izi tedavisi sadece estetik bir işlem değil, doku biyolojisini yakından ilgilendiren cerrahi bir müdahaledir. Bu nedenle klinik seçiminde en önemli kriter, işlemi gerçekleştirecek olan hekimin cerrahi uzmanlığı ve deneyimidir. Skar dokusunun karakterini doğru analiz edemeyen agresif lazer uygulamaları, mevcut izin daha da kötüleşmesine (hipertrofik skar oluşumuna) yol açabilir.

Ayrıca kliniğin yüksek hijyen standartlarına sahip olması, kullanılan lazer teknolojilerinin güncelliği ve tedavinin "tek tip" değil, hastanın benzersiz skar yapısına göre kişiye özel planlanması başarıyı belirleyen temel unsurlardır.

Op. Dr. Gözde Erten gibi, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve GATA gibi köklü kurumlarda cerrahi ve mikrocerrahi eğitimi almış bir Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanı, dokunun hem fonksiyonel hem de estetik onarımında gerekli hassas ayarı yapabilecek donanıma sahiptir.


Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Kesin tanı ve tedavi planı için Op. Dr. Gözde Erten ile iletişime geçebilirsiniz.